Mebrure Değilim : Kimlik Kaybı, Dönüşüm ve Yeniden Var Olma Üzerine Bir Psikoloji Yazısı
BEN SEN DEĞİLİM
Kimlik Kaybı, Dönüşüm ve Yeniden Var Olma Üzerine Bir Psikoloji Yazısı
Dr. Fikret Gülaçtı | fgulacti.blogspot.com
öncelikle linkini verdiğim şarkı sözlerine dikkat ediniz,
https://youtu.be/exW-njjP7zY?si=gBNb2zFDb-tIsslv
— Şiir —
Ben sen değilim,
Senin gibi de değilim,
Eski ben gibi bile değilim;
Boşuna arama, yorulma canım,
Bıraktığın yerde de değilim.
Beyaz olamadım ama kara da değilim,
Deva olamadım ama yara da değilim;
Bu alemde bir hayırsız ben de değilim,
Sonum ne olacak bilmiyorum.
Yardım et Rabb'im, nefes alamıyorum.
Şarkı Sözleri:
Ben sen değilim,
Senin gibi de değilim,
Eski ben gibi bile değilim;
Boşuna arama, yorulma canım,
Bıraktığın yerde de değilim.
Beyaz olamadım ama kara da değilim,
Deva olamadım ama yara da değilim;
Bu alemde bir hayırsız ben de değilim,
Sonum ne olacak bilmiyorum.
Sefa olamadım ama zulüm de değilim,
Şifa olamadım ama zehir de değilim;
Bu alemde bir günahkâr ben de değilim,
Kaderin düğümünü çözemiyorum.
Ben senin değilim,
Senin gibi de değilim,
Eski ben gibi hiç değilim;
Boşuna arama, yorulma canım,
Bıraktığın yerde de değilim.
Kuytu olamadım ama ayaz da değilim,
Kanat olamadım ama kafes de değilim;
Bu alemde bir fütursuz ben de değilim,
Sonum ne olacak bilmiyorum.
Gündüz olamadım ama gece de değilim,
Şiir olamadım ama hece de değilim;
Bu alemde bir günahkâr ben de değilim,
Yolumu kaybettim, bulamıyorum.
Ben sen değilim,
Senin gibi de değilim,
Eski ben gibi bile değilim;
Boşuna arama, yorulma canım,
Bıraktığın yerde de değilim.
Umut olamadım ama hüzün de değilim,
Vefa olamadım ama cefa da değilim;
Bu alemde bir akılsız ben de değilim,
Sonum ne olacak bilmiyorum.
Altın olamadım ama bakır da değilim,
İpek olamadım ama çul da değilim;
Bu alemde bir günahkâr ben de değilim,
Sesimin yankısını duyamıyorum;
Yardım et Rabb'im, nefes alamıyorum.
Kaynak: Söz Arşivi
https://www.sozarsivi.com/mebrure/degilim-893
Giriş: Bir Şiirden Doğan Soru
Elinizdeki bu yazı, bir şiirden doğdu. Hem kadın hem erkek sesinden okunabilecek, evrensel bir iç sesin dile geldiği o dizeler, psikolojik olarak son derece zengin bir harita sunuyor: kimlik kaybı, varoluşsal sorgulanma, ilişkisel kopuş ve yeniden var olma çabası. Şiir bir bireyden diğerine değil, insanın kendi içindeki farklı benlik katmanları arasındaki bir hesaplaşmadan söz ediyor.
Bu yazıda söz konusu şiiri psikanalitik, hümanistik, varoluşçu ve bağlanma kuramı perspektiflerinden ele alacak; ardından bu psikolojik süreçlerin hem kadın hem erkek için nasıl benzer ya da farklı biçimler aldığını tartışacağız. Amaç şiiri analiz etmek değil, şiirin içinde saklı insanı anlamak.
1. "Ben Sen Değilim": Kimlik Kaybının Psikolojisi
1.1 Erikson ve Kimlik Krizi
Erik Erikson (1968), kimliği statik bir yapı olarak değil, yaşam boyu süren dinamik bir bütünleşme süreci olarak tanımlar. Kimlik krizi —özellikle genç yetişkinlikte belirginleşse de— yaşamın herhangi bir döneminde tetiklenebilir: ciddi bir kayıp, bir ilişkinin sona ermesi, iş değişikliği ya da uzun süreli bir travma.
Şiirdeki "Ben sen değilim / Eski ben gibi bile değilim" dizesi, kimlik difüzyonunun (identity diffusion) klasik ifadesidir. Erikson'a göre bu tablo, bireyin kim olduğuna dair net bir yanıt bulamadığı, farklı rol ve beklentiler arasında sıkışıp kaldığı bir evredir. Şiirde bu sıkışma derin bir yas olarak kendini gösteriyor: kayıplar üstüne değil, kaybolan benlik üstüne bir yas.
Erikson'ın (1968) ifadesiyle: kimlik krizi yaşayan kişi, dışarıdan tutarlı görünse de içeride erimiş bir ben hissiyle yaşar. Bu his, şiirde "bıraktığın yerde de değilim" satırında somutlaşıyor.
1.2 Winnicott ve Sahte Benlik
Donald Winnicott (1960), psikopatolojinin temel nedenlerinden birini sahte benliğin (false self) gerçek benliğin (true self) önüne geçmesi olarak tanımlar. Gerçek benlik; özgün duyguların, arzuların ve tepkilerin merkezi iken sahte benlik, çevrenin beklentilerine uyum sağlamak için inşa edilen uysal, performatif bir yüzeydir.
"Beyaz olamadım ama kara da değilim" dizesi bu ikiliği yansıtıyor. Birey ne toplumun beklediği meleğe dönüşebildi, ne de bunun tam karşısına konumlanabildi. Arafta kalan bu figür, sahte benliğin yetmediği ama gerçek benliğin de tam anlamıyla yaşanamadığı bir geçiş kuşağında duruyor.
1.3 Toplumsal Cinsiyet ve Kimlik Kaybı
Kimlik kaybı deneyiminin hem kadın hem erkek için ortak bir özü vardır; ancak içeriği farklılaşır. Kadınlar için kimlik kaybı çoğunlukla ilişkisel rol değişimlerine —annelik, ayrılık, toplumsal beklentiler— bağlıdır. Erkekler içinse bu süreç daha sık iş, güç ve rekabet alanında beliren yeterlililik kaybıyla ilişkilidir (Pollack, 1998). Şiir, her iki sesi de kapsayan nötr bir dil kullanması bakımından dikkat çekicidir; bu da onun evrensel bir iç sesin yansıması olduğunu düşündürür.
✦ ✦ ✦
2. "Deva Olamadım Ama Yara da Değilim": İlişkisel Belirsizlik ve Bağlanma
2.1 Bowlby ve Güvensiz Bağlanma
John Bowlby'nin (1969, 1973) bağlanma kuramı, insanın doğuştan gelen ve yaşam boyu süren yakınlık arayışını merkeze alır. Bowlby'ye göre erken bağlanma örüntüleri, yetişkinlikte ilişkisel şablonları (internal working models) belirler.
Şiirdeki ilişkisel belirsizlik —"Vefa olamadım ama cefa da değilim"— kaygılı-kaçıngan (anxious-avoidant) bağlanma biçimiyle örtüşür. Bu örüntüde birey, hem yakınlık arzular hem de yakınlıktan korkar. Kendini ne tam anlamıyla veren biri olarak konumlandırabilir, ne de açıkça uzaklaşabilen biri olarak. Sonuç: ilişki ortasında donakalmak.
2.2 Winnicott'ın İlişkisel Nesne Kullanımı
Winnicott (1971), sağlıklı ilişkide nesnenin (diğer kişinin) hem yıkılabilir hem de hayatta kalabilir olması gerektiğini söyler. Yani birey ilişkide öfke, hayal kırıklığı, sınır koyabilmeli; buna rağmen ilişki devam edebilmeli. "Deva olamadım ama yara da değilim" dizesi, bu ilişkisel orta zemini arama çabasını gösteriyor. Birey kendini ne tamamen faydalı ne de tamamen zararlı olarak tanımlamaktadır — bu, gerçek benliğin ilişki içinde sağlıklı biçimde konumlanma denemesidir.
2.3 Bağlanma ve Cinsiyet
Araştırmalar, kadınların bağlanma kaygısını (anxiety) daha yüksek yaşadığını, erkeklerin ise bağlanmadan kaçınmayı (avoidance) daha sık sergilediğini göstermektedir (Mikulincer & Shaver, 2007). Bu şiirde iki dinamik de görünmektedir: kaygılı bir bağlanma arzusu ve buna eşlik eden kaçınma. Şiirin hem kadın hem erkek sesiyle okunabilmesi, bu iki dinamiğin aynı kişide bir arada yaşanabileceğine işaret ediyor olabilir.
✦ ✦ ✦
3. "Bu Alemde Bir Günahkâr Ben de Değilim": Koşullu Değer ve Öz-Şefkat
3.1 Rogers ve Koşulsuz Kabul
Carl Rogers (1951), psikolojik sağlığın temelinde koşulsuz olumlu kabul (unconditional positive regard) olduğunu savunur. Değerini kanıtlamak zorunda kalan, belirli bir role sığması beklenen birey, koşullu bir değer değerlendirmesi (conditional worth) içinde sıkışır.
Şiirde tekrarlanan "Bu alemde bir günahkâr ben de değilim" dizesi, Rogers'ın bahsettiği koşullu değer yüklenmesine yapılan bir karşı çıkıştır. Birey kötü, suçlu, günahkâr değildir; ama bunu kanıtlama yüküyle de yaşıyor gibi görünmektedir. Bu his, kendini yargılayan bir içsel yargıç sesinin dışarıdan içe aktarılmış olduğuna işaret eder —Rogers'ın introjection kavramının tam karşılığıdır.
3.2 Neff ve Öz-Şefkat
Kristin Neff'in (2003) öz-şefkat (self-compassion) modeline göre psikolojik sağlık üç bileşenin bir arada olmasını gerektirir: öz-nezaket (acıya karşı sertlik yerine şefkat), ortak insanlık duygusu (acının evrenselliğini fark etme) ve bilinçli farkındalık (duyguları ne bastırmak ne de aşırı özdeşleşmek). Şiir bu çerçeveden okunduğunda, bireyin öz-şefkat geliştirmeye doğru ilerlediği görülür: suçlamadan savunmaya, savunmadan anlama doğru.
3.3 Utanç ve Suçluluk
June Price Tangney ve Ronda Dearing (2002), utanç (shame) ile suçluluğu (guilt) birbirinden ayırt eder. Suçluluk belirli bir davranışa yönelirken utanç bütün benliği hedef alır: "Kötü bir şey yaptım" yerine "Ben kötüyüm." Şiirdeki "günahkâr" vurgusu utancın dilidir. Bu duygu özellikle kadınlarda içselleştirilmiş toplumsal normlarla, erkeklerde ise başarısızlık korkusuyla iç içe geçer.
✦ ✦ ✦
4. "Yolumu Kaybettim, Bulamıyorum": Varoluşsal Kriz
4.1 Frankl ve Anlam Boşluğu
Viktor Frankl (1946/1985), logoterapi yaklaşımında anlam yokluğunu (existential vacuum) modern çağın temel psikolojik sorunlarından biri olarak tanımlar. Anlam boşluğu; yönelsizlik, içsellik yoksunluğu ve varoluşun boş bir tekrara dönüşmesi hissiyle kendini gösterir.
"Yolumu kaybettim, bulamıyorum" dizesi bu boşluğun tam ifadesidir. Birey nereye gideceğini değil, kim olduğunu ve ne için yaşadığını bilmemektedir. Frankl'a göre bu tablo, bireyin anlam arayışını henüz tamamlayamamış olduğunun ve dolayısıyla psikoterapi sürecinde öncelikli odak noktasının bu olması gerektiğinin işaretidir.
4.2 Yalom ve Varoluşun Nihai Kaygıları
Irvin Yalom (1980), varoluşsal psikoterapide dört temel kaygıyı tanımlar: ölüm, özgürlük (ve beraberindeki sorumluluk), anlamsızlık ve yalnızlık. Şiirin son dizesi —"Yardım et Rabb'im, nefes alamıyorum"— bu dört kaygının kesiştiği noktada durmaktadır. Ölüm korkusu değil belki, ama varoluşsal bir nefes alamama hissi; seçimlerle ezilme ve nihai yalnızlık.
4.3 Heidegger: Gerçek Var Oluş
Heidegger'e (1962) göre insan kendi olmaktan kaçarak "das Man" (herkes-kimse) içinde eriyip gider. Otantik var oluş ise bu anonim kalabalıktan sıyrılarak kendi ölümlülüğüyle yüzleşmeyi ve buna rağmen seçmeler yapmayı gerektirir. Şiirdeki çoğul olumsuzlama —"...değilim, ...değilim, ...değilim"— bu sıyrılma sürecinin dilbilimsel yansımasıdır. Birey ne değil olduğunu çarpıcı bir netlikle ifade etmektedir; ama henüz ne olduğunu söyleyememektedir. Bu tam olarak otantik var oluşun eşiğidir.
✦ ✦ ✦
5. "Sesimin Yankısını Duyamıyorum": Öz-Nesne İhtiyacı ve Patoloji
5.1 Kohut ve Öz Psikoloji
Heinz Kohut (1971, 1977), sağlıklı öz gelişiminin üç temel öz-nesne (selfobject) deneyimine ihtiyaç duyduğunu öne sürer: yansıtma (mirroring) — "Görülüyorum, değerliyim"; idealleştirme (idealization) — "Güçlü birine yaslanabiliyorum"; ikizlik (twinship) — "Benimle aynı olan var."
"Sesimin yankısını duyamıyorum" dizesi, yansıtma ihtiyacının karşılanmadığına dair güçlü bir metafordur. Birey sesini çıkarmıştır; ancak geri dönen yok. Bu deneyim, Kohut'un narsistik incinme (narcissistic injury) olarak tanımladığı, benlik bütünlüğünü tehdit eden temel bir yaşantıdır.
5.2 Hem Kadın Hem Erkek İçin Görünme İhtiyacı
Görünme (visibility) ve duyulma ihtiyacı, toplumsal cinsiyetten bağımsız temel bir psikolojik gerekliliktir. Kadınlar için bu ihtiyaç çoğunlukla ilişkisel bağlamlarda, erkekler için ise başarı ve yetkinlik alanlarında anlam kazanır. Ancak her ikisinde de yankısız kalan ses —tanınmayan, onaylanmayan varlık— derin bir psikolojik ağrı kaynağıdır.
✦ ✦ ✦
6. Kavramsal Harita: Şiir ve Psikoloji Kuramları
Aşağıdaki tablo, şiirin temel dizelerini ilgili psikolojik kuramlar ve kavramlarla eşleştirmektedir:
|
Kuram / Kavram |
Şiirdeki İfade |
Psikolojik Karşılık |
Anahtar Kavram |
|
Erikson — Kimlik Krizi |
"Ben sen değilim / Eski ben gibi değilim" |
Kimlik difüzyonu; ego bütünlüğünün çözülmesi |
Identity diffusion |
|
Winnicott — Sahte Benlik |
"Beyaz olamadım ama kara da değilim" |
Gerçek benlik ile toplumsal maskenin çatışması |
False self / True self |
|
Bowlby — Bağlanma |
"Vefa olamadım ama cefa da değilim" |
Güvensiz bağlanma örüntüsü; ilişkisel belirsizlik |
Anxious-avoidant |
|
Rogers — Koşulsuz Kabul |
"Bu alemde bir günahkâr ben de değilim" |
Koşullu değer yüklemesine karşı duruş |
Unconditional positive regard |
|
Frankl — Anlam Arayışı |
"Yolumu kaybettim, bulamıyorum" |
Varoluşsal boşluk; anlam yokluğunun çaresizliği |
Existential vacuum |
|
Kohut — Öz Psikoloji |
"Sesimin yankısını duyamıyorum" |
Yansıtma ihtiyacının karşılanmaması; öz-nesneler |
Mirroring / Selfobject |
|
Heidegger / Yalom |
"Nefes alamıyorum, Yardım et Rabb'im" |
Ölümlülük kaygısı; nihai yalnızlık; anlam çağrısı |
Existential anxiety |
✦ ✦ ✦
7. "Yardım Et Rabb'im": Manevi Boyut ve Psikoloji
Şiirin son dizesi —"Yardım et Rabb'im, nefes alamıyorum"— saf bir çaresizlik ve teslimiyetin ifadesidir. Bu, İslam geleneğindeki tevekkülle bağdaşır: kapasitesinin sınırına gelen insanın mutlak güce sığınması. Psikolojik açıdan bu an, bireyin savunmalarını bıraktığı, yardım kabul etmeye hazır hale geldiği kritik eşiktir.
Kenneth Pargament'in (1997) dini başa çıkma (religious coping) araştırmaları, Tanrı'ya sığınmanın —özellikle anlam kaybı yaşandığında— güçlü bir psikolojik tampon işlevi gördüğünü ortaya koymaktadır. Öte yandan bu dizenin şiirin sonunda yer alması tesadüfi değildir: insan önce kendi kaynaklarını tüketir, ardından aşkın olana açılır. Bu yolculuk, psikolojik ve ruhsal iyileşmenin sık rastlanan yapısıdır.
Sufi geleneğinde de benzer bir yol haritası görülür: nefsin arınma sürecinde kişi önce kim olmadığını, ardından kim olduğunu keşfeder. Şiirin "değilim" tekrarları bu arınmanın kendisidir.
✦ ✦ ✦
8. Klinisyen Gözüyle: Ne Yapabilir?
Bu şiirin anlattığı psikolojik tabloyla —yani kimlik kaybı, ilişkisel belirsizlik ve varoluşsal yönelim sorunuyla— klinisyen nasıl yaklaşır?
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT): Bireyin kim olmadığını netleştirirken, kim olmak istediğine dair değerleri (values) keşfetmeye odaklanır. Şiirde olumsuzlamalar bir niyet bildirisi değil; değerlere doğru yolculuğun başlangıcıdır.
Psikodinamik Yaklaşım: Sahte benliğin altındaki gerçek benliği beslemek; annenin/babanın ya da toplumun içe aktarılmış seslerini (introjects) ayırt etmek.
Şema Terapi: "Terk edilme", "yetersizlik" ve "cezalandırılacağım" gibi uyumsuz erken şemaların fark edilmesi ve dönüştürülmesi.
Anlam Odaklı Terapi (Frankl): Bireyin henüz dillendiremediği ama hissettiren anlam nüvelerini bulmak; küçük niyetleri büyütmek.
Manevi Entegrasyon: "Yardım et Rabb'im" dizesini yargılamadan karşılamak; dini/manevi başa çıkma kaynaklarını terapötik ilişkiye dahil etmek.
✦ ✦ ✦
9. Sonuç: Değilim, Ama Varım
Şiir bir çığlık gibi başlıyor ama içinde sessiz bir umut taşıyor. "Ben sen değilim" demek, aynı zamanda "Ben bir şeyim" demektir. Her olumsuzlama bir varoluş bildirisidir. Her "bulamıyorum" bir arayışın devam ettiğinin kanıtıdır.
Psikologlar bize öğretti ki kimlik, kriz anında çözülmez —dönüşür. Dönüşüm ağrılıdır çünkü eski benliği bırakmayı gerektirir. Ama şiirdeki ses tam da bu eşikte duruyor: eski benin soluklanmaya son verdiği, yeni olanın henüz nefes almaya başladığı o hassas anda.
Hem kadın hem erkek bu şiirde kendi sesini duyabilir. Çünkü kimlik arayışı, toplumsal cinsiyetin ötesinde, insanın en temel ve en evrensel varoluşsal işidir.
"Ben sen değilim... ama varım."
Ve bu yeterince büyük bir başlangıç.
✦ ✦ ✦
Kaynakça
Bowlby, J. (1969). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment. Basic Books.
Bowlby, J. (1973). Attachment and loss: Vol. 2. Separation: Anxiety and anger. Basic Books.
Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and crisis. Norton.
Frankl, V. E. (1985). Man's search for meaning (Rev. ed.). Pocket Books. (Özgün çalışma 1946'da yayımlanmıştır.)
Heidegger, M. (1962). Being and time (J. Macquarrie & E. Robinson, Trans.). Harper & Row.
Kohut, H. (1971). The analysis of the self. International Universities Press.
Kohut, H. (1977). The restoration of the self. International Universities Press.
Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2007). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change. Guilford Press.
Neff, K. D. (2003). Self-compassion: An alternative conceptualization of a healthy attitude toward oneself. Self and Identity, 2(2), 85–101. https://doi.org/10.1080/15298860309032
Pargament, K. I. (1997). The psychology of religion and coping: Theory, research, practice. Guilford Press.
Pollack, W. S. (1998). Real boys: Rescuing our sons from the myths of boyhood. Random House.
Rogers, C. R. (1951). Client-centered therapy. Houghton Mifflin.
Tangney, J. P., & Dearing, R. L. (2002). Shame and guilt. Guilford Press.
Winnicott, D. W. (1960). Ego distortion in terms of true and false self. In The maturational processes and the facilitating environment (pp. 140–152). International Universities Press.
Winnicott, D. W. (1971). Playing and reality. Tavistock.
Yalom, I. D. (1980). Existential psychotherapy. Basic Books.
fgulacti.blogspot.com | @fikret_gulacti | fikretgulacti24@gmail.com
WhatsApp'ta Paylaş

Yorumlar
Yorum Gönder