“Ama”lar ve “Çünkü”ler: Hayatın Sessiz Mazeretleri

İnsan hayatının en görünmez tuzaklarından biri kelimelerdir. Özellikle de iki küçük kelime: “ama” ve “çünkü.”
Bir cümlenin ortasında dururlar; bazen bir hayali, bazen bir cesareti, bazen de bir ömrü durdururlar.

Birçok insanın hayat hikâyesi aslında şu iki kelimenin etrafında yazılır.

Başlamak istedim ama…
Yapabilirdim çünkü…

Bu iki kelime, çoğu zaman görünmeyen bir mazeret mimarisi kurar. İnsan kendi hayatının önüne duvar örerken çoğu zaman tuğla yerine bu kelimeleri kullanır.

Nietzsche’nin şu sözü bu noktada insanın iç dünyasını çok iyi anlatır:

“İnsan çoğu zaman gerçeği değil, kendisini rahatlatacak açıklamayı seçer.”

Gerçekten de çoğu hedef yarım kalmaz; yarım bırakılır.
Çoğu hayal gerçekleşmez; ertelenir.
Çoğu yol kapanmaz; yürünmez.

Ertelenen Hayat

İnsan bazen büyük kararları değil, küçük ertelemeleriyle kaybeder hayatını.
Bir gün başlanacak kitaplar, bir gün yapılacak yolculuklar, bir gün söylenecek sözler…

Bir gün…

Ama o gün çoğu zaman gelmez.

Türk şiirinin büyük ustası Cahit Sıtkı Tarancı zamanın bu sessiz ilerleyişini şöyle anlatır:

“Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.”

Zaman, insanın mazeretlerini beklemez.
Hayat, açıklamalarımızı dinlemez.
Takvimler hiçbir zaman “ama”ları dikkate almaz.

Bu yüzden birçok insan bir gün dönüp hayatına baktığında bitmemiş işlerin gölgesiyle karşılaşır.

Yarım yazılmış kitaplar.
Söylenmemiş sözler.
Başlanmamış yolculuklar.

Fransız düşünür Albert Camus insanın bu durumunu çok çarpıcı bir biçimde ifade eder:

“İnsan hayatının büyük trajedisi, geç başladığını fark ettiğinde artık çok geç olmasıdır.”

Çünkülerin Ardına Saklanan İnsan

“Çünkü” kelimesi çoğu zaman bir açıklama gibi görünür; ama çoğu zaman bir savunmadır.

Başlamadım çünkü zamanım yoktu.
Denemedim çünkü şartlar uygun değildi.
Devam etmedim çünkü insanlar desteklemedi.

Fakat insan bazen kendi içindeki korkuları mantıklı sebepler gibi anlatmayı öğrenir.

Goethe bu durumu şöyle dile getirir:

“İnsan yapamadığı şeylerin nedenlerini anlatmakta ustadır.”

Aslında birçok insanın hayatındaki en büyük engel dış dünya değil, kendi içindeki erteleme alışkanlığıdır.

Yarım Kalan Hikâyeler

İnsan hayatında iki tür pişmanlık vardır.

Birincisi yanlış yaptıklarımız.
İkincisi hiç yapmadıklarımız.

Araştırmalar bile gösteriyor ki insanlar yaşlandıklarında çoğunlukla yaptıkları hatalardan değil, denemedikleri şeylerden pişman oluyorlar.

Nazım Hikmet’in şu dizeleri bu duyguyu derinden anlatır:

“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine.”

Bu dizeler aslında bir çağrıdır.
Yaşamak için.
Beklememek için.
Ertelenmiş bir hayatı değil, yaşanmış bir hayatı seçmek için.

Bitmemiş İşlerin Sessizliği

Bitirilmemiş işler insanın zihninde uzun süre yaşar.
Psikolojide buna “Zeigarnik etkisi” denir: tamamlanmamış şeyler zihinde daha fazla yer kaplar.

Bu yüzden bazı hayaller yıllarca insanın içinde dolaşır.

Bir şehir…
Bir kitap…
Bir konuşma…
Bir karar…

Ama cesaret çoğu zaman mazeretlerden daha zordur.

İşte bu yüzden Mevlânâ şu çağrıyı yapar:

“Dünle beraber gitti cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

Ama’sız Bir Cümle

Belki de hayatın en büyük dönüşümleri küçük bir değişimle başlar.

Bir cümleden “ama”yı çıkarmak.

“Yapmak istiyorum ama…” yerine
“Yapmak istiyorum ve başlıyorum.”

“Deneyecektim ama…” yerine
“Deniyorum.”

Çünkü hayat çoğu zaman büyük kararlarla değil, küçük cesaretlerle değişir.

Rainer Maria Rilke insanın kendi yolunu seçmesini şöyle anlatır:

“Hayatını değiştirmek istiyorsan, hayatını yaşa.”

Son Söz

İnsan bazen farkında olmadan hayatını iki kelimenin gölgesinde geçirir:

Ama…
Çünkü…

Fakat bir gün gelir ve insan şunu fark eder:

Hayat açıklamalarla değil, eylemlerle yazılır.

Türk şiirinin en sade ama en derin seslerinden biri olan Yunus Emre bunu yüzyıllar önce söylemişti:

“Bir ben vardır bende benden içeri.”

İşte o içerdeki ses çoğu zaman şunu fısıldar:

Artık mazeretleri bırak.
Başla.
Yürü.
Tamamla.

Çünkü hayat, ama’ları değil adımları hatırlar.

Bugün bu yazıya ilham olan beceriler dersi öğrencilerime.

WhatsApp'ta Paylaş

Yorumlar

  1. AMA bu yazı çok güzel ve çok anlamlı, ÇÜNKÜ Fikret Hocamızın kaleminden çıktı :) Arapça kelime kökleri ve harfleri, neticeyi gözler önüne seriyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler