SÖZ GİDER, YAZI GİDER, SUSKUNLUK GELİR BAŞKÖŞEYE

 


 

 

 SÖZ GİDER, YAZI GİDER, SUSKUNLUK GELİR BAŞKÖŞEYE
İnsanın Susarak Anlattığı Şeyler, Gitmek ve Kalmak Arasında Kendine Dönüşü

GİRİŞ: KELİMELERİN BİTTİĞİ YERDE BAŞLAYAN HAKİKAT

İnsan konuşarak var olduğunu sanır.
Kelimelerin kendisini görünür kıldığını, anlaşılır yaptığını düşünür.
Oysa çoğu zaman konuşmak, insanın kendini anlatma biçimi değil; kendini gizleme biçimidir.

Çünkü söz düzenlenebilir.
Filtrelenebilir.
Değiştirilebilir.
Hatta çoğu zaman gerçeğin yerini tutacak şekilde yeniden üretilebilir.

Ama suskunluk…

Suskunluk hamdır.
Çıplaktır.
Ve en önemlisi, hiçbir savunma mekanizmasına sığınmaz.

İnsan en çok konuştuğunda değil,
sustuğunda kendine yaklaşır.

Modern dünyada kelimeler çoğaldıkça anlam azalmıştır.
İnsan artık çok anlatır ama az anlaşılır.
Çok konuşur ama az hisseder.
Çok paylaşır ama az yaşar.

Bu yüzden suskunluk bir eksiklik değil,
bir direniş halidir.

T.S. Eliot:
“İnsanın en gerçek sözleri, söylemedikleridir.”

SUSKUNLUK: EKSİKLİK DEĞİL YOĞUNLUK

Toplum susan insanı çoğu zaman yanlış okur.
Onu kırılmış, çekingen ya da güçsüz olarak etiketler.
Oysa suskunluk her zaman bir geri çekilme değildir.

Bazen suskunluk:
- bir fark ediştir
- bir sınır koyuştur
- bir içsel denge kurma çabasıdır

İnsan bazen konuşmaz çünkü konuşursa eksilecektir.
Bazı duygular vardır ki dile geldiği anda küçülür.
Bazı hakikatler vardır ki anlatıldığında ağırlığını kaybeder.

Rainer Maria Rilke:
“Derin olan her şey, sessizce büyür.”

Suskunluk, çoğu zaman yoğunluğun işaretidir.
İnsan sustuğunda aslında boşalmaz;
içine dolmaya başlar.

KONUŞMADAN ANLATMAK: SESSİZLİĞİN DİLİ

İnsan yalnızca kelimelerle konuşmaz.
Hatta çoğu zaman en doğru anlatım kelimelerle değil,
varlığıyla gerçekleşir.

Bir bakış…
Bir duruş…
Bir geri çekilme…
Bir kapıyı sessizce kapatma…

Bunların her biri birer cümledir.
Ama bu cümleler kelimelerden daha nettir.

Matsuo Bashō:
“Eski bir gölet…
Kurbağa atlar içine,
su sesi.”

Bu dizelerde anlatılan şey sadece bir olay değildir.
Bu, bir anın sessizliğidir.
Ve o sessizliğin içindeki varoluştur.

Sessizlik, insanın en yalın halidir.
Çünkü orada rol yoktur.
Süs yoktur.
Savunma yoktur.

GİTMEK VE KALMAK: GÖRÜNEN İKİLEM

İnsan hayatı boyunca gitmek ve kalmak arasında salınır.
Bir yerde kalmak ister ama oraya ait hissetmez.
Gitmek ister ama neyi aradığını bilmez.

Bu yüzden sürekli aynı sorunun etrafında döner:

Gitmeli miyim, kalmalı mıyım?

Ama bu soru eksiktir.

Çünkü:
- Giden herkes kurtulmaz
- Kalan herkes ait değildir

Asıl mesele şudur:

İnsan kendisiyle kalabiliyor mu?

Pablo Neruda:
“Ben sensiz kalmadım,
kendimsiz kaldım.”

İnsan bazen bir yerden değil,
kendinden uzaklaşır.

Ve bu uzaklaşma, gitmekle çözülmez.

GİTMEK: KAÇIŞ MI, ARAYIŞ MI

İnsan çoğu zaman bulunduğu yerden değil,
hissettiği halden kaçar.

Bir şehirden gider.
Bir ilişkiden çıkar.
Bir ortamı terk eder.

Ama yanında neyi götürdüğünü fark etmez:

Kendini.

Charles Bukowski:
“Gittiğin her yere kendini de götürürsün.”

Kaçarak gitmek, sadece sahneyi değiştirir.
Ama hikâyeyi değiştirmez.

Arayarak gitmek ise farklıdır.
Bu, insanın kendine doğru yaptığı bir yolculuktur.

Ama bu yolculuk kolay değildir.
Çünkü insanın karşısına çıkan ilk şey dünya değil,
kendi içidir.

KALMAK: DİRENİŞ Mİ TÜKENİŞ Mİ

Kalmak her zaman güç değildir.
Bazen korkudur.
Bazen alışkanlıktır.
Bazen de yavaş yavaş tükenmektir.

İnsan kalır ama:
- kendini ifade edemez
- anlaşılmaz
- içten içe uzaklaşır

Ve bir noktadan sonra kalmak, yaşamaktan çok
katlanmak olur.

Sylvia Plath:
“Gülümsemek zorundaydım,
çünkü kimse çığlığımı duymayacaktı.”

Ama bir de bilinçli kalmak vardır.

İnsan kalır çünkü:
- anlam bulur
- kabul eder
- seçer

Bu kalış, insanı köklendirir.

Nazım Hikmet:
“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür…”

Ama kök salmak ile çürümek arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.

KENDİNE KALMAK: EN ZOR YOL

İnsan yalnız kalmaktan korkmaz.
İnsan kendisiyle kalmaktan korkar.

Çünkü orada:
- bahaneler yoktur
- maskeler yoktur
- kaçış yoktur

Ve insan ilk kez kendini gerçekten görür.

Friedrich Nietzsche:
“İnsanın en derin korkusu,
kendi içidir.”

Kendine kalmak, bir yıkım değildir.
Ama bir sarsıntıdır.

İnsan kendine kaldığında:
- eski anlamlar çözülür
- yeni sorular ortaya çıkar
- gerçeklik sertleşir

Ama tam da burada dönüşüm başlar.

Mevlânâ:
“Dünle beraber gitti cancağızım,
şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

Ama yeni şeyler söyleyebilmek için önce
susmak gerekir.

SUSKUNLUĞUN DİLİ

Suskunluk bir dildir.
Ama herkes bu dili konuşamaz.

Suskunluk bazen şunu söyler:
- “Artık anlatmak istemiyorum.”
- “Anlaşılmıyorum.”
- “Yoruldum.”

Bazen de:
- “Kabullendim.”
- “Büyüdüm.”
- “Artık söz gereksiz.”

Emily Dickinson:
“Söylenmeyen sözler,
en çok yankılananlardır.”

Suskunluğun en zor tarafı şudur:
Tek bir anlamı yoktur.

MODERN İNSAN VE GÜRÜLTÜ

Bugün insan sürekli konuşuyor.
Ama kendini duymuyor.

- sosyal medya
- ekranlar
- sürekli uyarıcılar

Bunların hepsi insanı sessizlikten uzaklaştırıyor.

Çünkü sessizlik geldiğinde insan şunu duyar:

Kendini.

Ve bu çoğu insan için rahatsız edicidir.

Blaise Pascal:
“İnsanın bütün sorunları,
tek başına bir odada oturamamasından kaynaklanır.”

Modern insanın en büyük problemi,
yalnızlık değil;
kendine yabancılaşmaktır.

TERAPÖTİK SUSKUNLUK

Psikolojik olarak suskunluk çok güçlü bir alandır.

Terapide sessizlik:
- boşluk değildir
- fırsattır

Çünkü o sessizlikte:
- bastırılmış duygular ortaya çıkar
- savunmalar çözülür
- insan kendine temas eder

Irvin Yalom:
“Terapide en güçlü anlar,
kelimelerin olmadığı anlardır.”

İyi bir terapist sessizliği doldurmaz.
Ona alan açar.

Çünkü insan o sessizlikte
kendini bulur.

SONUÇ: BAŞKÖŞEYE OTURAN SUSKUNLUK

Söz gider.
Yazı kalır.

Ama suskunluk…

derinleşir.

İnsan hayatı boyunca konuşur, anlatır, açıklamaya çalışır.
Ama bir noktadan sonra şunu fark eder:

Her şey anlatılamaz.
Her şey açıklanamaz.

Ve bazı şeyler…

sadece yaşanır.

KAPANIŞ

Bir gün konuşmayı bırakacaksın.
Yazmayı da.

Ve sadece oturacaksın.

Kendinle.

Ve o an anlayacaksın:

Gitmek de çözüm değil.
Kalmak da.

Çünkü asıl mesele…

kendine dönebilmektir.

Ve o anda…

Suskunluk başköşeye oturur.

 

WhatsApp'ta Paylaş

Yorumlar

Popüler