Problem ne?

 

Aşağıdaki üç soruyu bu kez postmodern psikoterapi yaklaşımları (özellikle Narrative Therapy (öyküsel terapi) Solution-Focused Brief Therapy (kısa süreli çözüm odaklı terapi) ve Collaborative Therapy (işbirlikçi terapi)) açısından ele alalım. 

POSTMODERN PSİKOTERAPİ AÇISINDAN İNSAN, SAĞLIK VE İYİLEŞME
Giriş

Postmodern psikoterapi yaklaşımları, klasik psikolojik kuramlardan farklı olarak “tek bir gerçeklik” ya da “tek bir doğru insan modeli” fikrini reddeder. Bu yaklaşımlara göre:

Gerçeklik inşa edilir (constructed)

Kimlik sabit değil, anlatılarla şekillenir

Problemler kişinin özü değil, yaşadığı hikâyenin bir parçasıdır

Bu nedenle terapi, bireyi “düzeltme” süreci değil; anlamı yeniden kurma ve alternatif hikâyeler geliştirme süreci olarak görülür.

1. Danışanlar terapiye tümüyle “hasta” mı gelirler?
Postmodern cevap: Hayır.

Postmodern yaklaşımlar, “hasta” kavramının kendisini sorgular. Özellikle Narrative Therapy’ye göre:

“İnsan problem değildir, problem problemdir.”

Bu bakış açısına göre danışan:

Bir bozukluk değildir

Bir tanıdan ibaret değildir

Yaşadığı deneyimleri belirli anlam çerçevelerinde yorumlayan bir özne konumundadır

Dolayısıyla terapiye gelen kişi:

“hasta birey” değil

“belirli bir problem hikâyesi içinde sıkışmış birey”dir

Eleştirel not

Burada önemli bir risk vardır:
Eğer “hastalık” tamamen reddedilirse, ciddi psikopatolojiler (örneğin psikotik süreçler, ağır depresyon) göz ardı edilebilir. Postmodern yaklaşım güçlüdür ama bazen biyolojik gerçekliği ihmal etme eğilimi eleştirilmiştir.

2. Her yönüyle “sağlıklı/ideal” bir insan var mıdır?
Postmodern cevap: Böyle bir standart yoktur.

Postmodern yaklaşımlar, “ideal insan” kavramını kültürel ve söylemsel bir üretim olarak görür.

Örneğin:

“Güçlü olmalısın”

“Hiç kırılmamalısın”

“Her zaman mutlu olmalısın”

gibi söylemler aslında toplumsal normlardır, evrensel gerçekler değildir.

Sağlık nasıl tanımlanır?

Postmodern yaklaşımlara göre sağlık:

Tek bir doğruya uyum sağlamak değil

Kendi yaşamına anlam verebilmek

Alternatif hikâyeler üretebilmek

Kendi değerleriyle tutarlı yaşayabilmektir

Solution-Focused yani yaklaşımın katkısı

Bu yaklaşımda “sağlık” şu soruyla ele alınır:

“Sorun yokmuş gibi olsaydı hayatın nasıl olurdu?”

Yani odak:

Problemin nedeninde değil

Çözümün mümkün olduğu anlarda ve istisnalardadır

3. Bir insan başka bir insanı “iyileştirebilir mi?”
Postmodern cevap: Hayır, ama birlikte dönüşebilirler.

Postmodern terapilerde terapist:

Uzman (expert) değil

“Bilen kişi” değil

Eşlik eden, merak eden, anlamı birlikte kuran kişidir

Terapötik ilişki nasıl görülür?

Bu yaklaşımlarda ilişki:

Hiyerarşik değil

İşbirlikçi (collaborative)

Diyalog temellidir

Harlene Anderson bu yaklaşımı şöyle özetler:

“Terapist bilmez, danışanla birlikte öğrenir.”

Önemli fark

Psikodinamik yaklaşım:
→ Geçmiş ilişkiler ve aktarım

Postmodern yaklaşım:
→ Dil, anlam ve anlatı

Eleştirel not

Bu yaklaşımın güçlü yanı danışanı güçlendirmesidir.
Ama zayıf yanı şudur:

Terapistin yönlendirici rolü bazen fazla azalabilir

Yapısal müdahale gerektiren durumlarda yetersiz kalabilir

4. Savunma Mekanizmaları: Postmodern Yorum

Postmodern yaklaşımlar klasik anlamda “savunma mekanizması” kavramını merkezde kullanmaz. Ancak tamamen reddetmez; farklı bir dille yeniden yorumlar.

Klasik yaklaşım

Savunmalar bilinçdışıdır

Kaygıyı azaltmak için kullanılır

Postmodern yeniden çerçeveleme

Savunmalar yerine şu kavramlar kullanılır:

Anlatı (narrative)

Anlam verme (meaning-making)

Konumlanma (positioning)

Örnek

Klasik bakış:
→ “Bu kişi inkâr kullanıyor.”

Postmodern bakış:
→ “Bu kişi yaşadığı deneyimi farklı bir anlam çerçevesinde konumlandırıyor.”

Bilinçli vs bilinçsiz kullanım

Postmodern perspektifte:

Tamamen bilinçdışı ayrımı zayıflatılır

Daha çok farkındalık düzeyi üzerinden bakılır

Terapi sürecinde kişi:

Hikâyesini fark eder

Alternatif hikâyeler üretir

Daha esnek anlamlandırmalar geliştirir

Bu da aslında dolaylı olarak “savunmanın dönüşmesi” anlamına gelir.

5. Terapötik İlişki: Güç, Dil ve Anlam

Postmodern terapilerde terapötik ilişki:

Güç ilişkilerini sorgular

Terapistin otoritesini minimize eder

Danışanın sesini merkeze alır

Temel ilkeler

Terapist merak eder, yorum dayatmaz

Danışanın dili korunur

Tanı etiketlerinden kaçınılır

Önemli katkı

Bu yaklaşım özellikle:

Travma
Kimlik sorunları

Kültürel çatışmalar

gibi alanlarda oldukça güçlüdür.

6. Genel Değerlendirme

Bu üç soruya postmodern çerçevede verilen yanıtlar:

Danışan “hasta” değildir, bir hikâye içindedir

“İdeal insan” yoktur, sadece farklı yaşam biçimleri vardır

İyileşme, terapistin verdiği bir şey değil; birlikte kurulan bir süreçtir

Savunmalar, “yanlış mekanizmalar” değil; anlamlandırma biçimleridir

Sonuç

Postmodern psikoterapi yaklaşımları, insanı “düzeltilecek bir varlık” olarak değil; anlam üreten, hikâye kuran ve dönüşebilen bir özne olarak ele alır.

Bu yaklaşımın en güçlü yönü:

Danışanı güçlendirmesi

Tek doğruyu reddetmesi

Esneklik kazandırmasıdır

Ancak eleştirel olarak:

Yapısal psikopatolojilerde sınırlı kalabilir

Terapötik yönlendirme zayıflayabilir

Dolayısıyla en sağlıklı yaklaşım:
Postmodern bakış ile klinik gerçekliği birlikte ele almaktır.

Kaynakça 

Anderson, H. (1997). Conversation, language, and possibilities. Basic Books.

de Shazer, S. (1985). Keys to solution in brief therapy. Norton.

Freedman, J., & Combs, G. (1996). Narrative therapy: The social construction of preferred realities. Norton.

Gergen, K. J. (2009). Relational being: Beyond self and community. Oxford University Press.

White, M., & Epston, D. (1990). Narrative means to therapeutic ends. Norton.







WhatsApp'ta Paylaş

Yorumlar

Popüler