Yahya Kemal Beyatlı
beni bugün bu beyitle iftar yaptıran Oğuz Kürşat ONAY" a konukluğunu iftiharla yaptığım Erkan Polat"a selamlarımla.
Kırık
Kalp Sendromu (KKS), literatürde ilk tanımlandığı dönemden itibaren çoğunlukla akut stresle ilişkili, geçici bir kardiyak disfonksiyon tablosu
olarak ele alınmıştır. Ancak son yirmi yılda biriken klinik ve deneysel bulgular, KKS’nin yalnızca fizyolojik stres yanıtlarıyla açıklanamayacak ölçüde
çok katmanlı bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur. Biyolojik
düzeyde KKS, yoğun katekolamin salınımı, otonom sinir sistemi dengesizliği ve mikrovasküler disfonksiyon ile karakterizedir. Özellikle ani duygusal stresörlerin ardından sempatik aktivitenin aşırı
artışı, miyokard üzerinde geçici ancak belirgin bir işlev bozukluğuna yol açmaktadır. Bu süreçte kalp, yalnızca pasif bir hedef organ değil;
stres yanıtının aktif bir bileşeni olarak işlev görmektedir.
Ancak biyolojik mekanizmaların tek başına açıklayıcı olmadığı, aynı stresörlere maruz kalan her bireyde KKS gelişmemesinden anlaşılmaktadır. Bu durum, biyolojik yatkınlıkların psikolojik ve ilişkisel faktörlerle etkileşim içinde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Psikolojik
açıdan KKS, bireyin duygusal regülasyon kapasitesi, stresle başa çıkma biçimleri ve içsel anlamlandırma süreçleriyle yakından ilişkilidir. Yoğun duygusal yaşantıların bastırılması ya da tolere edilememesi, bedensel düzeyde daha güçlü stres tepkilerine yol açabilmektedir.
Bu
bağlamda KKS, yalnızca “çok üzülme” ile değil; üzüntünün nasıl yaşandığı, ifade edildiği ya da bastırıldığıyla ilişkilidir. Özellikle duygusal kaçınma eğilimi yüksek bireylerde, duyguların sözel ya da ilişkisel düzeyde işlenememesi, bedenin bu yükü taşımak zorunda kalmasına neden olabilmektedir.
İlişkisel düzeyde KKS, çoğunlukla yakın ilişkilerde yaşanan ani ve beklenmedik kayıplarla tetiklenmektedir. Bağlanma kuramı perspektifinden bakıldığında, kaygılı ya da düzensiz bağlanma örüntülerine sahip bireylerde ayrılık ve terk edilme deneyimlerinin daha yoğun bir tehdit algısı yarattığı görülmektedir.
Bu tehdit algısı, yalnızca duygusal değil; aynı zamanda fizyolojik bir alarm tepkisini de tetiklemektedir. yani bazen kalp krizi gibi bazen de halk dilinde "yüreğimin üstüne bir öküz oturmuş gibiyim"gibi.
Dolayısıyla KKS, bağlanma sisteminin aşırı aktivasyonu ile otonom sinir sistemi yanıtlarının kesişim noktasında ortaya çıkan bir klinik tablo olarak değerlendirilebilir.
KKS’nin ayırt edici özelliklerinden biri, yaşanan stresörün çoğu zaman bireyin kimlik anlatısını
doğrudan tehdit etmesidir. Özellikle romantik ilişkiler, birçok birey için yalnızca bir bağlanma nesnesi değil; aynı zamanda kendilik değerinin ve yaşam anlamının
temel taşıyıcısıdır.
Bu
nedenle ilişkinin ani kaybı, “birinin gitmesi”nden öte,
“ben kimim?” sorusunu tetikleyen
varoluşsal bir kırılmaya dönüşebilmektedir. Bu kırılma, psikolojik düzeyde işlenemediğinde, bedensel düzeyde ifade bulabilmektedir,
Bu çok katmanlı yapı dikkate alındığında,KKS’nin yalnızca kardiyolojik ya da yalnızca psikolojik bir problem olarak ele alınması, klinik açıdan yetersiz kalmaktadır.
Biyolojik yatkınlıklar, psikolojik regülasyon kapasitesi, ilişkisel bağlanma örüntüleri ve
anlam sistemleri birlikte değerlendirildiğinde,
KKS’nin neden belirli bireylerde ortaya çıktığı daha anlaşılır hâle gelmektedir.
Bu
nedenle KKS’ye yönelik etkili müdahaleler, tek boyutlu tedavi yaklaşımlarından ziyade, çok düzeyli ve entegratif bir bakış açısını zorunlu kılmaktadır. Bu yaklaşım, kitabın önceki bölümlerinde geliştirilen aşamalı ve bütüncül modelin kuramsal temelini oluşturmaktadır.
"bitmemiş işlerinizi yada bitirilmemiş işlerinizi bitirmek sağlıklı bir
sonuç verir. büyük keşkelerinizle bir gün bitirmediğiniz işin muhabatı
ne olursa olsun olumlu ya da olumsuz olsun elinizden kayıp gittiğinde o
sizin keşkeniz olabilir. yada umarsız olup yaşayana bir gün travmatik
sonuçları ile karşılaşana kadar böyle kalabilirsiniz. sefa ile kalın. Fikoca
“Allah’ım, zor olacağından korktuğumuz şeyi bize kolaylaştır. Meşakkatli olacağından endişe ettiğimiz şeyi bize kolay kıl. Şer olacağından korktuğumuz her şeyi bizim için hayra çevir ve bizi Senden başkasından korkar hâle getirme, ya Rab.
.jpeg)
Yorumlar
Yorum Gönder