Bir Büyük İnsanın Ardından
https://www.erzincanbirlikmedya.com/prof-dr-gulactidan-kurucu-rektor-buyukkasapa-vefa-o-bir-universitenin-hafizasiydi/
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik ABD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, kurucu rektör Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap’ı vefat yıl dönümünde yayımladığı mesajla anarak, onun bilime adanmış yaşamı ve Erzincan Üniversitesi’ne bıraktığı kalıcı mirasa dikkat çekti.
Prof. Dr. Fikret Gülaçtı, EBYÜ Kurucu Rektörü merhum Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap için “Bilim, Vefa ve Bir Üniversitenin Hafızası” başlıklı bir anma mesajı yayımladı.
Gülaçtı mesajında, Büyükkasap’ın sadece teknik bir bilim insanı değil, aynı zamanda üniversitenin ruhunu ve kültürünü inşa eden bir “gönül insanı” olduğunu belirtti.
EBYÜ Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı. Dr. Fikret Gülaçtı, yayımladığı mesajda, “Bir Vefatın Ardından Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap: Bilim, Vefa ve Bir Üniversitenin Hafızası Bazı insanların hayatı yalnızca kendi dönemleriyle sınırlı kalmaz. Onların bıraktığı iz, bir şehrin hafızasında, yetiştirdikleri öğrencilerin düşüncelerinde ve kurdukları kurumların kültüründe yaşamaya devam eder. Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasapda böyle bir isimdi.
18 Mart, Erzincan Üniversitesi için yalnızca bir tarih değildir. Bu tarih, üniversitenin kuruluş yıllarında büyük emek vermiş bir bilim insanını, bir eğitimcinin hatırasını ve bir gönül insanının bıraktığı mirası hatırlama günüdür.
Bilime Adanmış Bir Hayat
1962 yılında Kastamonu’nun Tosya ilçesinde doğan Erdoğan Büyükkasap, akademik yolculuğuna Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü’nde başladı. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini aynı üniversitede tamamladı.
Fizik biliminin özellikle atom ve molekül fiziği alanında çalışmalar yürüttü. Akademik kariyerinde kısa sürede yükselerek 1994 yılında doçent, 1999 yılında profesör unvanını aldı. Ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayımlanan çok sayıda makalesi bulunan Büyükkasap, yalnızca bilimsel üretimiyle değil, akademik disipline verdiği önemle de tanındı. Onun için bilim, sadece laboratuvarlarda yapılan teknik bir faaliyet değildi. Bilim aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk ve toplumsal bir görevdi.
Bir Üniversiteyi Kurmak
2006 yılında Türkiye’de birçok yeni üniversite kurulurken, Erzincan’da da yeni bir üniversitenin temelleri atıldı. 2007 yılında Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap, Erzincan Üniversitesi’nin kurucu rektörü olarak görevlendirildi.
Yeni bir üniversite kurmak yalnızca idari bir görev değildir. Bir üniversite kurmak; akademik kadro oluşturmak, bilimsel vizyon belirlemek, öğrenciler için bir kültür oluşturmak ve bütün bunları sıfırdan inşa etmek demektir. Büyükkasap, Erzincan Üniversitesi’nin kuruluş sürecinde gece gündüz çalışan bir akademisyen olarak hatırlanır. Üniversitenin fakültelerinin kurulması, akademik kadroların oluşturulması ve bilimsel çalışmaların teşvik edilmesi konusunda önemli adımlar attı. Onun üniversite anlayışı şu düşünce etrafında şekilleniyordu: “Üniversiteler sadece diploma veren kurumlar değil, düşünce ve insan yetiştiren kurumlardır.” Bu yaklaşım, Erzincan Üniversitesi’nin ilk yıllarında oluşan akademik atmosferde açık biçimde hissediliyordu.
Öğrencilerinin Hatıralarında Bir Hoca
Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap’ı anlatan en güçlü tanıklıklar, onu yakından tanıyan öğrenciler ve meslektaşlarından gelir. Birçok öğrenci onun derslerdeki disiplinini ve aynı zamanda samimiyetini şu sözlerle anlatır: “Hocamız ders anlatırken son derece ciddiydi. Ama ders bitince öğrencilerin yanına gelir, hal hatır sorar, hatta bazen uzun sohbetler ederdi.” Bir başka öğrencisi ise onu şöyle hatırlar: “Koridorda yürürken yanından geçen öğrenciye mutlaka selam verirdi. Bir rektörden çok bir öğretmen gibi davranırdı.”
Üniversitenin kuruluş yıllarında çalışan bazı akademisyenler de onun çalışma disiplinini sıkça dile getirir. Üniversiteyi kurma sürecinde sabah erken saatlerde başlayan toplantılar, gün boyu süren planlamalar ve gece geç saatlere kadar devam eden çalışmalar onun çalışma temposunun bir parçasıydı. Bu yönüyle o, yalnızca akademik bir yönetici değil, kurucu bir emek insanı olarak anılmaktadır.
Gönül İnsanlığı
Onu tanıyanların en çok vurguladığı özelliklerden biri gönül insanı oluşuydu. Makamın mesafesini değil, insanın yakınlığını tercih eden bir kişiliği vardı. Öğrencilerle aynı sofrada oturabilen, genç akademisyenleri teşvik eden ve üniversite çalışanlarına karşı mütevazı bir tavır sergileyen bir yöneticiydi. Bir öğrencisinin şu cümlesi, onun insanî yönünü anlatan sade ama güçlü bir ifadedir: “Hocamız bize yalnızca fizik öğretmedi; insan olmayı da öğretti.”
Bir Kaybın Ardından
18 Mart 2010’da gelen vefat haberi, Erzincan’da büyük bir üzüntüyle karşılandı. Üniversite camiası için bu yalnızca bir yöneticinin kaybı değildi. Bu, bir üniversitenin kuruluş döneminde büyük emeği olan bir bilim insanının vedasıydı. Onun ardından Erzincan Üniversitesi büyümeye devam etti. Yeni fakülteler açıldı, yeni öğrenciler geldi, yeni akademik çalışmalar yapıldı. Fakat üniversitenin ilk yıllarını yaşayanlar için Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap’ın adı, her zaman o kuruluş ruhunu hatırlatan bir isim olarak kaldı.
Bir Miras
Bilim insanlarının en büyük mirası, yazdıkları makalelerden ya da taşıdıkları unvanlardan daha fazlasıdır. Onların asıl mirası yetiştirdikleri öğrenciler, kurdukları kurumlar ve bıraktıkları düşünce geleneğidir. Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap da arkasında böyle bir miras bıraktı.mBugün Erzincan Üniversitesi’nde yürüyen her öğrenci, yapılan her bilimsel çalışma ve yetişen her akademisyen, bir anlamda o ilk yıllarda atılan temellerin üzerinde yükselmektedir.mVe belki de bu yüzden bazı isimler zamanla unutulmaz.mÇünkü onlar yalnızca yaşadıkları dönemin değil, geleceğin de mimarlarıdır. Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap’ı vefatının yıl dönümünde saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhu şad olsun.” Dedi.
WhatsApp'ta Paylaş
Yorumlar
Yorum Gönder