Gönül Almayı Bilmeyene Ömür Emanet Edilmez mi?
Gönül Almayı Bilmeyene Ömür Emanet Edilmez mi?
Özür, Onarım ve Affetmenin Psikolojisi
Sosyal medyada dolaşan kısa bir paylaşım, çoğu zaman uzun bir kitabın söylemekte zorlandığı şeyi tek bir cümleye sığdırır. Bir paylaşımda şu sözleri dikkatimi çekti Meslektaşım Melike’nin şöyle ki: “Gönül almayı bilmeyen insan yoktur. Senin gönlünü almak istemeyen, çabasız insan vardır.” Bu cümlenin ardından gelen tespit ise daha keskin: Özür dilemek, pişman olmak, hata üzerine düşünmek bir “yetenek” değil, bir “öncelik” ve “değer” meselesidir.
Bu yazıda, gündelik dildeki bu sağduyulu gözlemi hem modern psikolojinin onarım ve affetme literatürü hem de klasik İslam düşüncesindeki tövbe, merhamet ve gönül alma geleneği üzerinden ele almak istiyorum. Çünkü “gönül almak”, aslında iki büyük geleneğin — Batı psikoterapisinin ve Doğu irfanının — şaşırtıcı biçimde buluştuğu bir kavşaktır.
Mesele “Bilmemek” Değil, “İstememek”
Paylaşımın en güçlü yanı, sorunu doğru yere yerleştirmesidir. İnsan ilişkilerinde kırgınlık yaşandığında çoğumuz şu açıklamaya sığınırız: “O böyledir, özür dilemeyi bilmez.” Oysa özür dilemek, doğuştan getirilen ve kiminin sahip olup kiminin yoksun olduğu bir beceri değildir. Bir çocuk dahi, sevdiği birini incittiğinde içgüdüsel olarak yaklaşır, sarılır, telafi etmeye çalışır. Demek ki kapasite baştan vardır.
Burada devreye giren şey beceri değil, niyet ve değer atfıdır. Birinin gönlünüzü almaya yanaşmaması, çoğu zaman “yapamamasından” değil, o ilişkiye veya size yeterli önceliği vermemesinden kaynaklanır. Bu ayrım psikolojik olarak önemlidir çünkü bizi gerçeklikle yüzleşmeye davet eder: Karşımızdakinin çabasızlığını “kişilik özrü” olarak rasyonalize etmek, kendimizi avutur ama ilişkinin gerçek dengesini görmemizi engeller.
Onarım Girişimleri: İlişkileri Ayakta Tutan Görünmez Mimari
Çift ve evlilik araştırmalarının öncülerinden John Gottman, on yıllar süren gözlemlerinin ardından çarpıcı bir sonuca ulaştı: Mutlu ve kalıcı ilişkileri diğerlerinden ayıran şey, çiftlerin hiç çatışmaması değildi. Aksine, her ilişkide gerginlik kaçınılmazdı. Farkı yaratan şey, kırılmanın ardından devreye giren onarım girişimleriydi (repair attempts). Bir bakış, bir espri, bir dokunuş, “haklısın, kırdım seni” diyen bir cümle — bunlar gerilimi düşüren ve ilişkiyi yeniden rayına oturtan mikro hamlelerdir (Gottman & Silver, 1999).
Gottman'ın bulgusuna göre, başarısız ilişkilerde sorun onarım girişiminin hiç yapılmaması ya da yapılsa bile karşı tarafça kabul edilmemesidir. İşte Melike’nin “gönül almak” dediği şey, tam olarak bu onarım girişimlerinin Türkçedeki en zarif karşılığıdır. Gönül almak; gururu bir kenara bırakıp ilişkiyi gurura tercih etme kararıdır.
Özrün Anatomisi: Samimi Bir Özür Neyden Oluşur?
Paylaşımdaki “birkaç samimi cümle kurmaktan aciz insan” ifadesi, özrün yapısına dair önemli bir noktaya işaret ediyor. Affetme ve uzlaşma araştırmacısı Everett Worthington ve meslektaşları, etkili bir özrün belirli bileşenler içerdiğini gösterir: Sorumluluğun açıkça kabul edilmesi, pişmanlığın ifade edilmesi, telafi niyeti ve davranışı değiştirme taahhüdü (Worthington, 2006). “Kusura bakma ama...” diye başlayan, suçu karşı tarafa ya da koşullara yıkan ifadeler özür değil, savunmadır.
Buradaki kritik nokta şudur: Samimi bir özür, kişinin kendi benliğine yönelik bir tehdidi göğüslemesini gerektirir. Hata kabul etmek, “kusursuz ben” imgesinden vazgeçmek demektir. Narsistik savunmaların güçlü olduğu kişilerde özür dileyememe, çoğu zaman kibirden değil, kırılgan bir benliği korumaktan kaynaklanır. Bu yüzden gönül almak, sanıldığının aksine bir güçsüzlük değil, ciddi bir benlik olgunluğu işaretidir.
İslam Düşüncesinde Gönül Alma: Tövbe, İtizar ve Telif-i Kulûb
Bu meseleyi yalnızca modern psikolojiyle ele almak, geleneğimizdeki köklü bir damarı görmezden gelmek olurdu. Klasik İslam düşüncesinde gönül almak, hem dikey (kul-Allah) hem yatay (kul-kul) düzlemde işleyen merkezî bir kavramdır.
Dikey düzlemde bunun adı tövbedir. Tövbe, modern psikolojideki “samimi özrün” neredeyse birebir karşılığıdır: Hatanın farkına varmak (nedâmet), pişmanlık duymak, terk etmek ve bir daha dönmemeye azmetmek. Gazâlî, İhyâ'da tövbeyi yalnızca bir dil ikrarı olarak değil, kalbin bütünüyle yönelmesi gereken bir dönüşüm olarak tanımlar. Yani mesele “birkaç cümle” değil, o cümlelerin arkasındaki kalbî gerçekliktir.
Yatay düzlemde ise gönül alma, hakku'l-ibâd (kul hakkı) kavramıyla doğrudan bağlantılıdır. İslam ahlakında, bir kulu incittiğinizde yalnızca Allah'tan değil, incittiğiniz kişiden de helallik almanız gerekir. Bu, gönül almayı dinî bir yükümlülük seviyesine yükseltir. Kalpleri telif etme, yani telif-i kulûb (gönülleri birbirine ısındırma, uzlaştırma) Kur'ânî bir ilke olarak öne çıkar; öyle ki zekât kalemlerinden biri dahi “müellefe-i kulûb” yani kalpleri kazanılacak kimseler olarak belirlenmiştir.
Tasavvuf geleneğinde “gönül” (kalb) zaten meselenin merkezindedir. Yûnus Emre'nin “Bir kez gönül yıktın ise / Bu kıldığın namaz değil” mısraları, gönül almayı ibadetin önüne koyacak kadar yükseltir. Bu çerçevede gönül alamayan kişi, yalnızca ilişkisel bir beceriden değil, irfanî bir olgunluktan da yoksundur.
Merhamet: Hem Affedeni Hem Affedileni Onaran Güç
Melike Ark'ın metni daha çok özür dileyen tarafa odaklanıyor; ancak madalyonun diğer yüzünde affeden taraf vardır. Modern psikoloji, affetmenin öncelikle affedilen kişi için değil, affeden kişinin kendisi için bir kazanç olduğunu gösteriyor. Affetmeme hali; süregelen öfke, ruminasyon ve kortizol yüksekliğiyle ilişkilendirilirken, affetme süreci kan basıncının düşmesi, kaygının azalması ve depresif belirtilerin gerilemesiyle bağlantılıdır (Worthington, Witvliet, Pietrini & Miller, 2007).
İşte tam burada İslam'ın merhamet anlayışı devreye girer. Merhamet (rahmet), Allah'ın kendisine ilke edindiği bir sıfattır (“Rabbiniz, rahmeti kendi üzerine yazdı” — En'âm, 54). Affetme ise bu merhametin insandaki yansımasıdır. Kur'an, affedeni Allah'ın da affetmesiyle müjdeler (Nûr, 22). Yani gönül alma–affetme döngüsü, hem psikolojik bir şifa mekanizması hem de ilahî bir ahlak ilkesi olarak iki gelenekte de aynı yöne işaret eder.
“Ömür Emanet Edilmez”: İlişkisel Bir Ölçüt
Paylaşımın son cümlesi bir uyarı niteliğindedir: “Gönül almayı bilmeyene ömür emanet edilmez.” Bu, intikamcı bir dışlama değil; sağlıklı bir sınır ifadesidir. Bir ilişkinin uzun vadede sürdürülebilir olması için onarım kapasitesi şarttır. Hiç hata yapmayan insan yoktur; ama hatasını telafi etmeye yanaşmayan insanla kurulan bağ, her kırılmada biraz daha aşınır ve sonunda güven tükenir.
Bağlanma kuramı açısından bakıldığında güven, “kırıldığımda onarılacağına” dair derin bir beklentidir. Onarım girişimi göstermeyen bir partner, bu güveni besleyemez. Dolayısıyla “ömrünü emanet etmeme” kararı, kişinin kendi psikolojik güvenliğini koruma refleksidir — ve bu meşru bir reflekstir.
Sonuç: Gönül Almak Bir Erdemdir, Beceri Değil
Melike Ark'ın bu kısa paylaşımı, aslında köklü bir gerçeği hatırlatıyor: Gönül almak öğrenilecek bir teknik değil, seçilecek bir tutumdur. Hem modern onarım ve affetme psikolojisi hem de klasik İslam'ın tövbe, merhamet ve telif-i kulûb geleneği, aynı noktada birleşir: İlişkileri ayakta tutan şey, hiç kırılmamak değil; kırıldıktan sonra eğilip onu yeniden onarma iradesini gösterebilmektir.
Gönlünü almaya değer bulduğunuz insanlar için bu zahmete girmek; sizi küçültmez, tam tersine olgunlaştırır. Ve karşınızdaki kişi bu zahmete hiç girmiyorsa, mesele gerçekten de onun “bilmemesi” değildir.
Kaynakça
Gazâlî. (2002). İhyâu Ulûmi'd-Dîn (Çev. A. Serdaroğlu). İstanbul: Bedir Yayınları.
Gottman, J. M., & Silver, N. (1999). The seven principles for making marriage work. New York: Crown Publishers.
Worthington, E. L. (2006). Forgiveness and reconciliation: Theory and application. New York: Routledge.
Worthington, E. L., Witvliet, C. V. O., Pietrini, P., & Miller, A. J. (2007). Forgiveness, health, and well-being: A review of evidence for emotional versus decisional forgiveness, dispositional forgivingness, and reduced unforgiveness. Journal of Behavioral Medicine, 30(4), 291–302.
Blog: https://fgulacti.blogspot.com/
Instagram: @fikret_gulacti
E-posta: fikretgulacti24@gmail.com

Yorumlar
Yorum Gönder