Yol bilenle yürünür; yâr olanla varılır.
Bilinmeyen Yoktur, Bilmeyen Vardır: İnançla Yürünen Yola Dair
“Yol bilenle yürünür; yâr olanla varılır.”
Eksik Olan Bilgi Değil, Aktarımdır
Bir kavramı, bir ismi ya da bir kitabı bilmiyor oluşumuz çoğu zaman onun yokluğuna değil, bize öğretilmemiş oluşuna işaret eder. Dünyada bilinmeyen bir şey yoktur; bilmeyenler vardır. Bu ayrım küçük gibi görünür ama altında koca bir epistemoloji yatar: Bilgi, kendiliğinden zihne damlayan bir şey değildir; bir gelenek, bir hoca, bir kitap, bir sohbet, bir yol arkadaşı aracılığıyla bize ulaşır. Müfredatın sustuğu yerde cehalet başlamaz; sadece o kapı bize açılmamıştır.
Bu yüzden “ben bilmiyorum” cümlesi, çoğu zaman bir eksikliğin değil, bir aktarım zincirinin kopukluğunun itirafıdır. Yûnus’u, Niyâzî-i Mısrî’yi, Esmâ Bint Ebî Bekr’i, Fuzûlî’nin Leylâ’sını, İmam Mâtürîdî’yi tanımıyor oluşumuz; onların var olmadığını değil, bizimle aramıza kimsenin bir köprü kurmadığını gösterir. Bilmek bir lütuftur; öğretmek ise bir emanet.
İnanmadan Yürünmeyen Yol
Felsefede buna “epistemik güven” denir: Bilmek için önce inanmak gerekir. Wittgenstein, Kesinlik Üzerine’de, en sıradan bilgilerimizin bile sorgulanmayan bir inanç zemini üzerinde yükseldiğini söyler. Polanyi’nin “örtük bilgi” (tacit knowledge) kavramı da aynı kapıya çıkar: Öğrenmek, hocaya duyulan güvenle başlar. Tasavvufî gelenek bunu çok daha eskiden söylemiştir: “İnanmayan duymaz, duymayan görmez, görmeyen yürümez.”
Çünkü inanç, yolun yakıtıdır. İnanmadan ne bu yol yürünür, ne söz söylenir, ne de söylenen dinlenir. Sözün dinlenmesi bile bir tür teslimiyet ister; çünkü dinlemek, karşıdakinin sana bir şey verebileceğine peşinen razı olmaktır. Şüphe sağlıklıdır; ama her adımda ayağa dolanan şüphe, yürümeyi değil, olduğun yerde dönmeyi öğretir.
“Menzil uzaktır; lâkin yoldaş yakınsa yol kısalır.”
Yol Arkadaşının Kıymeti: Psikolojik Bir Bakış
Bağlanma kuramının kurucusu Bowlby’den bu yana biliyoruz ki insan, “güvenli üs” olmadan ne keşfe çıkabilir ne de geri dönebilir. Ainsworth’ün çalışmaları, çocuğun cesaretinin annenin varlığıyla doğrudan bağlantılı olduğunu gösterdi. Yetişkinlikte de durum değişmez: Yanında kim olduğu, insanın ne kadar uzağa gidebileceğini belirler. Kirkpatrick ve Granqvist’in din psikolojisi çalışmaları ise bu “güvenli üs”sün ilahi bir boyutu olabileceğini, inancın da bir bağlanma figürü işlevi gördüğünü ortaya koyar.
Bu yüzden “kiminle yürüdüğün”, “nereye gittiğinden” daha belirleyicidir bazen. Çünkü hedef, yolda şekil alır; ama yoldaş, yolun kendisini değiştirir. Yanında olan kişinin sabrı, sözü, susuşu, hatta yorgunluğu seninkine karışır. Yanlış yoldaşla doğru yola çıkmak, çoğu zaman doğru yoldaşla yanlış yola çıkmaktan daha çok yorar insanı.
Nereden Gelip Nereye Gittiğini Bilmek
Bezm-i elest’ten bu dünyaya, bu dünyadan dönüş yurduna uzanan bir yolculuğun yolcusuyuz. Kur’an’ın A‘râf sûresinde anlatılan o ezelî sözleşme (“Elestü bi-Rabbiküm? — Kâlû belâ”), aslında insanın daha doğmadan bir yola çıkmış olduğunu söyler bize. Yani yol yeni başlamıyor; biz sadece ortasında bir yerde uyanıyoruz.
Bu uyanışın ardından sorulması gereken üç soru vardır: Nereden geldim? Nereye gidiyorum? Kiminle yürüyorum? Bu üç soruya verilen cevaplar; insanın hem istikametini hem de mahremini belirler. Çünkü bazen yola çıkmak, varmaktan daha kıymetlidir; ve bazen yoldaşı görmek, menzili görmekten daha şifâlıdır.
Sonsöz: Görmek İçin Bazen Yola Çıkmak Gerekir
Kimin seninle yürümeye razı olduğunu, ancak yürüdüğünde anlarsın. Oturduğun yerden dost seçilmez; çünkü dostluk da yol gibi, ayakla ölçülür. Bilmediklerimiz bize öğretilmedi diye yok sayılmaz; tanımadıklarımız bizimle yürümedi diye değersiz değildir. Belki de tek yapmamız gereken, inanarak ilk adımı atmaktır. Gerisi yolda gelir; yoldaş da, bilgi de, görüş de.
“Yürümeyen, ne yolu tanır ne yoldaşı; ne de kendini.”
Okuma ve İzleme Önerileri
Kitaplar:
• Mesnevî — Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (çev. Adnan Karaismailoğlu)
• Yûnus Emre Dîvânı — haz. Mustafa Tatcı
• Kendini Arayan İnsan — Nurettin Topçu
• İnsan Ne ile Yaşar — Lev Tolstoy (çev. Mehmet Özgül)
• Anlamın Peşinde — Viktor E. Frankl (çev. Selçuk Budak)
• Bağlanma — John Bowlby (çev. Tuğrul Veli Soylu)
• Kesinlik Üzerine — Ludwig Wittgenstein (çev. Doğan Şahiner)
• Hakikat Bilgisi — İmam Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevhîd (çev. Bekir Topaloğlu)
Makaleler:
• Granqvist, P. & Kirkpatrick, L. — “Bağlanma ve Dinî Tecrübe” (Türkçe çevirileri için: Din Psikolojisi dergileri)
• Hayati Hökelekli — “Bağlanma Kuramı Açısından Allah Tasavvuru”, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
• Ali Köse — “İnanç ve Güven: Epistemik Bir Bakış”, İslâm Araştırmaları Dergisi
Filmler:
• Yol — Yılmaz Güney & Şerif Gören (1982)
• Babam ve Oğlum — Çağan Irmak (2005)
• Vizontele — Yılmaz Erdoğan (2001)
• Hayata Bir Şans — Sürgün Çocuklar / Into the Wild (Türkçe altyazılı, yön. Sean Penn)
• Yedinci Mühür — Ingmar Bergman (Türkçe altyazılı)
WhatsApp'ta Paylaş

Yorumlar
Yorum Gönder